Ece İrtem son röportajında hayat yolculuğunu anlatmıştı
Ece İrtem’in vefatının ardından, 6 ay önce Bambaşka Sohbetler programında anlattığı çocukluk, müzik ve oyunculuk yolculuğu yeniden gündem oldu.
Melike Türk | Bilge Tabirci
İSTANBUL / TÜRKİYE — Oyuncu Ece İrtem’in hayatını kaybetmesinin ardından, yaklaşık 6 ay önce katıldığı Bambaşka Sohbetler programında anlattığı hayat yolculuğu yeniden gündeme geldi.
Karar’ın haberine göre, Kızılcık Şerbeti dizisinde canlandırdığı Işıl karakteriyle geniş kitleler tarafından tanınan 35 yaşındaki oyuncu Ece İrtem’in vefatı sanat dünyasında ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı. İlk bilgilere göre İrtem, evinde rahatsızlandı; kesin ölüm nedeninin ise otopsi raporunun ardından netleşeceği bildirildi. Vefat haberinin ardından, oyuncunun Ceyda Düvenci’nin sunduğu Bambaşka Sohbetler programında yaptığı samimi açıklamalar yeniden paylaşıldı.
Son röportajı yeniden gündem oldu
Ece İrtem’in yaklaşık 6 ay önce Bambaşka Sohbetler programına konuk olduğu bölüm, oyuncunun vefatının ardından yeniden izlenmeye ve paylaşılmaya başlandı. Programın 647. bölümünde yer alan söyleşinin yaklaşık 33 dakika sürdüğü belirtiliyor.
İrtem, bu programda yalnızca oyunculuk kariyerinden değil; çocukluk yıllarından, ailesinden, farklı şehirlerde büyümesinden, spor geçmişinden, müzik eğitiminden ve oyunculuğa uzanan zorlu yolculuğundan da söz etmişti.
Röportaj, İrtem’in hayata bakışını, pes etmeme anlayışını ve sahneye duyduğu tutkuyu gösteren önemli bir kayıt olarak yeniden gündeme geldi. Genç oyuncunun ölüm haberinden sonra bu sözler, sevenleri tarafından daha da duygusal bir anlamla hatırlandı.
“Belli bir yerliyim diyemiyorum”
Ece İrtem, röportajında 14 Haziran 1991’de Sivas’ta dünyaya geldiğini anlatmıştı. Babasının Cumhuriyet savcısı, annesinin ise yazı işleri müdürü olduğunu belirten İrtem, ailesinin meslekleri nedeniyle çocukluk döneminde sık sık şehir değiştirdiğini söylemişti.
Bu nedenle kendisini tek bir şehirle tanımlamakta zorlandığını ifade eden oyuncu, çocukluk hafızasında farklı şehirlerin, farklı insanların ve farklı dostlukların yer ettiğini dile getirmişti.
İrtem, bir dönem kendisini Nusaybinli hissettiğini, daha sonra İzmir’i benimsediğini anlatmıştı. Ancak bütün bu şehirlerin kendisinde ayrı ayrı iz bıraktığını vurgulayarak kendisini daha çok “Türkiyeli” olarak gördüğünü söylemişti.
Bu anlatım, onun yalnızca coğrafi olarak değil, duygusal olarak da geniş bir aidiyet duygusuna sahip olduğunu gösteriyordu. Farklı şehirlerde büyümesi, İrtem’in insan ilişkilerine, sahneye ve karakter yorumlarına da zenginlik katan bir deneyim olarak öne çıkıyordu.
Çocukluk yıllarında sporla iç içeydi
Röportajda dikkat çeken başlıklardan biri de Ece İrtem’in spor geçmişiydi. Oyuncu, ilkokul yıllarından itibaren lisanslı koşucu olduğunu, atletizmle ilgilendiğini ve farklı spor dallarında aktif olduğunu anlatmıştı.
Denizli Çameli’de geçen dönemlerinde atletizm, masa tenisi ve farklı sporlarla ilgilendiğini söyleyen İrtem, 13 yaşında 1200 metreyi 3 dakika 46 saniyede koştuğunu belirtmişti. Bu derecenin o dönemde kayda geçip geçmediğini bilmediğini de ifade etmişti.
Spor, İrtem’in hayatında yalnızca fiziksel bir uğraş değildi. Disiplin, dayanıklılık, mücadele ve pes etmeme duygusunu güçlendiren bir alan olmuştu. Oyunculuğa giden yolda da bu sporcu karakterinin etkisi hissediliyordu.
İrtem’in kariyer yolculuğunda sık sık vurguladığı “pes etmemek” fikri, çocukluk yıllarındaki spor disiplininden de beslenmiş görünüyordu.
Müzik eğitimi oyunculuğa kapı açtı
Ece İrtem’in hayat yolculuğunda sporun ardından müzik önemli bir yer tuttu. Çocukluğundan itibaren sahneye ve sese ilgi duyan İrtem, lise yıllarında güzel sanatlar okumak istediğini anlatmıştı.
Daha sonra Yaşar Üniversitesi Opera-Şan Anasanat Dalı Bölümü’nde eğitim aldı. Bu eğitim, onun sahneyle daha güçlü bir bağ kurmasını sağladı. Opera ve şan eğitimi, sesini, bedenini ve duygularını kullanma biçimini geliştirdi.
İrtem, röportajında müzik eğitimi sırasında oyunculuğa olan ilgisinin daha belirgin hale geldiğini söylemişti. Şarkı söylemekten çok duyguyu ifade etmeyi, bir karakteri yansıtmayı ve sahnede anlam üretmeyi sevdiğini anlatmıştı.
Bu ifade, onun neden oyunculuğa yöneldiğini de açıklıyordu. İrtem için sahne yalnızca sesini duyurduğu bir yer değil, iç dünyasını karakterler aracılığıyla ifade ettiği bir alandı.
İstanbul’da zorlu bir kariyer başlangıcı
Ece İrtem, röportajında İstanbul’a geliş sürecini de samimi şekilde anlatmıştı. Oyunculuk kariyerine başlamak için İstanbul’a geldiğinde teyzesinin yanında kaldığını, çok sayıda audition’a katıldığını ve uzun süre mücadele ettiğini söylemişti.
Dışarıdan bakıldığında bazı başarıların kolay kazanılmış gibi görünebildiğini belirten İrtem, kendi yolculuğunun böyle olmadığını vurgulamıştı. Maddi ve manevi olarak zorlandığı dönemler yaşadığını, ancak vazgeçmediğini anlatmıştı.
Oyuncu, kariyer yolculuğunu anlatırken “çok uğraştım” sözleriyle emeğinin altını çizmişti. Bu sözler, vefatının ardından sevenleri tarafından en çok paylaşılan bölümlerden biri oldu.
İrtem, 2014’ten itibaren küçük rollerle birçok projede yer aldığını, gelen işleri reddetmediğini ve her rolü bir basamak olarak gördüğünü ifade etmişti. Bu tavır, onun kariyerini sabırla, adım adım inşa ettiğini gösteriyordu.
“Pes etmemek benim en büyük mottom”
Röportajın en güçlü mesajlarından biri, Ece İrtem’in pes etmemeye dair sözleriydi. Oyuncu, kariyeri boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen yolundan vazgeçmediğini anlatmıştı.
İrtem için pes etmemek, yalnızca mesleki bir tavır değil, hayatı yaşama biçimiydi. Çocuklukta farklı şehirlerde büyümesi, sporla disiplin kazanması, müzik eğitimi alması ve İstanbul’da oyunculuk mücadelesi vermesi bu karakterin parçalarıydı.
Bu nedenle onun kariyer hikayesi, bir anda gelen şöhretin değil, uzun süren emeğin ve sabrın hikayesiydi. Bambaşka Sohbetler’de anlattıkları, özellikle genç oyuncu adayları için de dikkat çekici bir deneyim aktarımı niteliği taşıyordu.
Kızılcık Şerbeti kariyerinde özel bir yer tuttu
Ece İrtem’in son dönemde geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan proje Kızılcık Şerbeti oldu. Dizide canlandırdığı Işıl karakteri, izleyicilerin dikkatini çeken rollerden biri haline geldi.
İrtem, röportajında bu projeye dair duygularını da paylaşmıştı. Karakterinin hikayesinin başlangıçta daha kısa sürmesinin planlandığını, ancak senaristlerin rolü devam ettirmek istediğini anlatmıştı.
Oyuncu, Kızılcık Şerbeti’ndeki yolculuğunu “hayal ettiğimin ötesinde oldu” sözleriyle tanımlamıştı. Bu ifade, projenin onun için yalnızca bir iş değil, kariyerinde özel bir dönemeç olduğunu gösteriyordu.
Diziden kısa süre önce ayrıldığı haberleri de gündeme gelmişti. Ancak Işıl karakteri, İrtem’in ekran hafızasında yer eden rollerinden biri olarak kaldı.
Hayata bakışı: “En güzeli gelecek”
Ceyda Düvenci’nin “Şimdi nereye?” sorusuna verdiği cevap, İrtem’in hayata bakışını özetleyen bölümlerden biri oldu. Oyuncu, her şeyi kontrol etmeye çalışmanın insanı yorduğunu ve artık kendisini daha fazla rahat bırakmaya çalıştığını söylemişti.
İş gelip gelmemesine dair kaygılarını geride bırakmayı öğrendiğini anlatan İrtem, hayatın kendi yolunu açacağına inandığını ifade etmişti. Bu yaklaşım, onun mücadeleci ama aynı zamanda teslimiyet duygusu taşıyan bir karaktere sahip olduğunu gösteriyordu.
İrtem’in “en güzeli gelecek” düşüncesi, vefatının ardından daha hüzünlü bir anlam kazandı. Sevenleri, onun bu sözlerini umut, sabır ve hayata güven mesajı olarak yeniden paylaştı.
Anneannesine minnetini anlatmıştı
Programın sonunda Ceyda Düvenci, Ece İrtem’e hayatındaki bir kadına söylemek istediklerini sormuştu. İrtem bu soruya anneannesini anarak cevap vermişti.
Anneannesinin zorluklarla dolu bir hayat sürdüğünü anlatan oyuncu, annesi gibi bir evlat yetiştirdiği ve kendi içindeki vazgeçmeyen güce vesile olduğu için ona minnet duyduğunu söylemişti.
Bu bölüm, İrtem’in aile bağlarını, kadın dayanışmasına bakışını ve kendi içindeki direnci hangi köklerden aldığını gösteren duygusal bir an olarak kayda geçti.
Sevenleri röportajdaki sözleriyle hatırlıyor
Ece İrtem’in vefatının ardından Bambaşka Sohbetler’deki sözleri, yalnızca bir röportaj kaydı olmaktan çıktı. Oyuncunun hayatı nasıl gördüğünü, hangi yollardan geçtiğini ve mesleğine nasıl emek verdiğini gösteren bir hatıraya dönüştü.
Programın kapanışında aktarılan “Eskinin öğrettikleriyle yeniyi şifalandıracağımız bir dünyaya” cümlesi de vefat haberinden sonra daha anlamlı bulundu.
Ece İrtem, genç yaşta hayata veda etti. Ancak geride, sporla başlayan, müzikle büyüyen, oyunculukla görünür hale gelen ve pes etmeme fikriyle şekillenen bir hayat hikayesi bıraktı.
Onu sevenler, İrtem’i yalnızca Işıl karakteriyle değil, anlattığı hayat yolculuğu, emeği, samimiyeti ve “çok uğraştım” sözleriyle de hatırlayacak.
Ne düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)