Osmanlı’da rüya diplomasisi: Şeyhler, dervişler ve iktidar mücadelesi
Osmanlı'da tarikat ehlinin gördüğü rüyalar, sadece manevi bir mesaj değil, aynı zamanda vakıf arazileri ve siyasi meşruiyet için kullanılan stratejik bir araçtı.
BİLGE TABİRCİ / İSTANBUL, TÜRKİYE
Osmanlı İmparatorluğu'nda rüyalar, sadece bireysel birer deneyim olmanın ötesine geçerek, tarikatlar ile saray arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkilerin merkezine yerleşmiştir.
Tarihi belgeler; defterdardan seyyide, çuhadardan sade vatandaşa kadar geniş bir kitlenin rüyalarını saraya gönderdiğini ortaya koysa da, bu trafiğin asıl yürütücülerinin tarikat şeyhleri olduğu görülmektedir. Şeyhler, gördüklerini iddia ettikleri rüyaları bizzat yorumlayarak padişahlara arz etmiş; bu yöntemle vakıf arazileri, vergi muafiyetleri ve siyasi imtiyazlar elde etme yoluna gitmişlerdir.
Bir rüya ile iade edilen vakıf arazileri
II. Bayezid dönemine ait bir belge, rüyaların nasıl bir ekonomik koz olarak kullanıldığının çarpıcı bir örneğini sunmaktadır. Filibeli bir Bektaşi dervişinin torunu, dedesinin I. Murad (Hüdavendigar) zamanında gördüğü bir rüyayı hatırlatarak saraya başvurmuştur. Rüyada görülen beyaz ve kara koçun mücadelesi üzerinden padişahın şehadeti ve Yıldırım Bayezid'in tahta çıkışı öngörülmüş, bunun karşılığında aileye vakıf arazileri verilmiştir. Fatih Sultan Mehmed döneminde el konulan bu araziler, II. Bayezid zamanında rüya senedine dayanılarak geri talep edilmiştir.
Manevi otorite: "Ben olmasaydım İstanbul fethedilemezdi"
Tasavvuftaki "kutup" anlayışı, şeyhlerin sadece manevi değil, maddi dünyayı da yönettikleri inancını pekiştirmiştir. Bu durum, şeyhlerin padişahlara karşı zaman zaman oldukça cüretkar bir dil kullanmasına olanak sağlamıştır. Örneğin, İstanbul'un fethini II. Mehmed'e müjdeleyen Otman Baba'nın, fetih gerçekleştiğinde "Ben olmasaydım İstanbul ele geçirilemezdi" dediği rivayet edilir. Benzer şekilde Merzifonlu Piri Baba da, İstanbul'un fethini müjdeleyerek padişahın takdirini kazanmış ve kendisine çeşitli köyler vakıf olarak hediye edilmiştir.
Saraydan atiyye ve müderrislik talepleri
Rüyalar, sadece arazi talepleri için değil, aynı zamanda önemli makamlara atama yapılması için de birer referans mektubu niteliği taşımıştır. Bir şeyhin saraya gönderdiği arizada, rüyasında padişahın Edirne'deki türbe ziyaretleri ile manevi yardım alacağı bilgisini verdikten sonra, Emir Buhari'nin torunlarından birine müderrislik verilmesini talep etmesi bunun somut bir örneğidir. Şeyhlerin bu cesareti, padişahların gelenekselleşen "atiyye" (bahşiş) ve ihsan uygulamalarından ve tarikatları kontrol altında tutma stratejilerinden aldığı anlaşılmaktadır.
Ne düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)