Uyku ve ölümün sırrı: Nefis ile ruh arasındaki fark nedir?
Kur’an-ı Kerim ışığında uyku ve ölüm anında canın durumu; nefis ve ruh kavramlarının derin manaları, alimler ve filozofların görüşleriyle incelendi.
BİLGE TABİRCİ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 31 ARALIK 2025
Kur’an-ı Kerim'de uykunun "küçük ölüm" olarak nitelendirilmesi, asırlardır ilim dünyasında nefis ve ruh kavramlarının mahiyeti üzerine derin tartışmaları beraberinde getirmiştir.
Zümer Suresi'nde buyurulan, Allah'ın ölmekte olanların ve uykudakilerin canlarını alıp dilediğini geri salıvermesi gerçeği, rüya aleminin fiziksel ötesi bir boyutu olduğunu kanıtlamaktadır. İslam alimleri ve hekimler, rüyanın "can" tarafından görüldüğünü; canın bedenden Allah'ın izniyle yükselerek öğrendiği hakikatleri uyanışla birlikte bedene geri getirdiğini savunmaktadır.
Nefis ve Ruh kavramlarının çok yönlü anlamları
Lügat ve tefsir ilminde nefis ve ruh kavramları, birbirini tamamlayan ancak farklı derinliklere sahip ifadelerdir. Alimlerin tespitlerine göre bu iki kavram şu manaları taşır:
-
Nefis: Arapçada can, ten, kan, su, himmet ve varlık gibi sekiz farklı manaya gelir. Bazı düşünürlere göre başlangıç noktası nefistir ve ruha oranla daha kapsayıcıdır.
-
Ruh: Can, vahiy, Cebrail, Allah’ın rahmeti ve ölümsüz hayat dahil olmak üzere on iki farklı anlamda kullanılır. İslam inancına göre ruh, mahiyeti yalnızca Allah tarafından bilinen ilahi bir "emir"dir.
Alimler ve hekimler arasındaki büyük tartışma
Hekimler ve felsefeciler nefis ile ruhun ilişkisini farklı benzetmelerle açıklamıştır. Bazı hekimler ruhu güneş ışığına, canı (nefsi) ise güneşin kendisine benzeterek; güneş sistemde yer alsa da ışığının tüm dünyayı kuşatması gibi ruhun da bedendeyken her yeri gördüğünü savunur. Aristoteles gibi filozoflar nefsin ruhtan daha saygın olduğunu öne sürerken, Müslüman alimler "Ruh, Rabbimin bileceği bir iştir" ayetine dayanarak bu konudaki nihai bilginin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgular.
Uykuda canın bedenden ayrılması meselesi
Peygamber Efendimizden (s.a.a) rivayet edilen; taharetli bir şekilde zikirle uyuyan kimsenin canının gökyüzüne çıkarılması hadisesi, bu ilmin en gizemli yanlarından biridir. Bazı çevreler, canın tamamen bedenden çıkması durumunda hayati fonksiyonların duracağını savunsa da, manevi açıdan bu durum ruhun bedenle bağını koparmadan gerçekleştirdiği bir seyahat olarak nitelendirilir. Müslümanlar için bu süreçte en temel rehber, sünnet ve Ehlibeyt'in (a.s) çizdiği hidayet yoludur.













